Eyüp YAYLACI

Hat Sanatı

Hat sanatı belli bir takım ölçülere uyup yazı yazmak olsa da aslında Arapça da çizgi manasına gelmektedir. Hüsn-ü hat ise güzel çizgiler manasına gelmektedir.

Hat sanatı aslında Arap Yarımadası ‘nda Peygamber Efendimiz zamanından daha da öncelerine dayanmaktadır. Peygamber Efendimiz zamanında da Hüsn-ü Hattın sadece Kufi tarzı vardır. (bkz. Hz. Osman’ın Kuran’ı kufi tarzında yazılı.) Kufi tarzını daha çok düz ve keskin çizgiler oluştururken diğer hat tarzlarında daha kıvrımlı çizgiler göze çarpar. Anadolu’ ya yerleşen Türk kavimlerinin İslam dinini kabul etmesiyle yurdumuz hat sanatı ile tanışmış ve Türklerle buluşan Hat sanatı bu dönemde oldukça gelişmiş,ilerlemeye başlamıştır. Yeni yazı tarzının ortaya çıkmasında Şeyh Hamdullah Efendi ‘nin rolü büyüktür.( Şeyh Hamdullah Efendi “Kıbletül Küttab” yani “Katiplerin Kıblesi” diye anılır. Bunun sebebini hocama sorduğumda şu şekilde ifade etmişti;’Mübarek hocasından tüm yazıları öğrendikten sonra hocası ona “Artık git ya Hamdullah; ben artık sana bir şey öğretemem.” der. Bu söz Şeyh Hamdullah’ın ağırına gider. Gece oturup ağlarken sızar ve rüyasına bir melek girer. Ona tutup diğer hat yazılarının kaidelerini öğretir ve böylece 6 çeşit olan Hat sanatı 12 çeşit olur. ‘ Ayrıca Şeyhin yazım tarzı başlı başında Hat sanatında onun bir idol olmasına sebep olur.)

Günümüzdeki Hat çeşitleri: Kûfi, Tevki, Sülüs, Reyhani, Nesih, Rika, Divani, Celi Divani, Muhakkak, Gubari, Talik, Celi Talik …

Hat sanatı idrak eden hattatların kullandığı araç ve gereçlere değinecek olursak ; kalem, kamış, bambu, makta, aharlanmış kağıt, bıçak, yağlı is mürekkebi, hokka, mistar, ipek, makas ve zırh-ı meşktir. Kalem; bildiğimiz yazı yazmada kullandığımız kurşun kalemlerdir. Kamış sazlıktan alınıp kurutulmuş bir çeşit fazla sert olmayan yazı kalemidir. Bambu ise bambu dallarının budaklanarak belli bir süre güneşte kurutulması ile elde edilmiş oldukça sert yazı kalemleridir. Kamış ilk başlayanların kullanacağı tarz yazı kalemleri olup ustalaştıkça bambu kullanılmaya başlanılır. Bunun sebebi ise bambularını hem kullanmasının ve açılmasının zor olması hem de kamışa göre pahalı bir kalem olmasıdır. Makta: genellikle insan veya hayvan kemiğinden yapılmış bir çeşit kalem açacak tarzı bir şeydir. Maktanın önemi kamış veya bambuyu açarken onu sabitlemek; şak denilen bambunun veya kamışın ucunun ortasının açılmasını sağlayan unsuru yapma ile kat denilen bambu veya kamışın ucunun genelde 30 derecelik bir kesiklik vermede kullanılır. Aharlanmış kağıt; ah bu kağıtlar yok mu ömrümü yediler. Bir kağıt yapmak için 3 gün uğraştığımı bilirim. Neyse sözü uzatmadan aharlamayı anlatayım aharlamak için yumurtanın beyazı ile nişasta kullanılır. Nişasta ile yumurtanın beyazı bir yerde karıştırılır ve çamur kıvamına gelince kağıda bir pamuk ile sürülür. Bu kağıda bazen iki kere bazen de bir kere sürülür. Ancak kesinlikle üç kattan fazla sürülmemelidir. Çünkü o zaman ahar kalın olur ve zamanla kağıt çatlar. Kağıt daha sonra nemli bir yere bir hafta bırakılır ve o sırada kuruması sağlanır. Bir hafta sonra kağıt ele alınarak mührelenir ve bir bıçak yardımı ile kağıt üzerindeki ahar hataları temizlenir ve tekrardan rulo yapılıp güneş almayan nemli bir yere bırakılır. Böylece kağıdın oksidi azalarak hamlık özelliği giderilir ve kağıt daha mat ve daha güzel yazma kıvamına gelir. Aharlanmış kağıt hattatlar için önemlidir. Çünkü yazılan yazının kolay yazılmasına ve yazının uzun süre kalıcı olmasına sebep olur. Bıçak; ince uçlu ve bambu veya kamışın azgına oturabilecek yapıda ki bıçaklar tercih edilir. Son zamanlarda hattatlar kolaylık olması sebebi ile kratuar bıçaklarını da hem yazılarındaki hataları düzeltmede hem de kamışlarını açmada kullanmaktadır. İs mürekkebi; mürekkep yalamak deyiminin sebebi olan mürekkeptir. Bir takım yağ ile karıştırılan sisten elde edilir. Tamamen zararsız olup hattatların kullandığı tek çeşit mürekkeptir. Çeşitli renkleri vardır ancak hatta usül olarak sadece bu mürekkep kullanılmaktadır. Bunun sebeplerinden en büyüğü hocamın tabiri ile bir hata olduğu zaman harfi dille yalayarak hatanın temizlenmesine olanak sağlamasının yanı sıra insan sağlığına zararsız olmasıdır. Hokka; olmazsa olmazdır. Mürekkebi koyduğumuz bir çeşit mürekkep kutusudur. Mistar yazı yazarken yazının düzgün olması için kullanılan bir çeşit satır çizgisidir. İpek; hokkanın içine konularak mürekkebi içine alan pamuk bambuya fazla mürekkebin yapışmasını önlemektedir. Zırh-ı Meşk; yazı meşk ederken yazının altına koyulan çok sert ve çok yumuşak olmayan kamışın kayacağı şekilde olan bir çeşit altlıktır.

Sırasıyla makta, hokka, kamışlar, bıçak

Hat sanatında ilk ders genelde Osmanlıca yazı olan rikadır. Daha sonra sülüs ve nesihe geçilir. Oradan sonra de yeteneğe göre diğer yazı çeşitleri öğretilir. İlk başta rika öğretilmesinin sebebi rika hattındaki nüansların diğer hat .çeşitlerine göre kolay olmasının yanı sıra el alışkanlığının en kolay kazanıldığı yazı çeşididir. Bu yüzden ilk önce yeni başlayana rika öğretilir.

Hüsn-ü hattı idrak edenlere hattat denilir. İyide Hattat nedir ??? Hattat ,hattı meşk eden, güzel yazı yazan manasına gelir. Her hat yazan kişiye hattat denilir ancak gerçek manada hattat olabilmek için bir takım huyların bedene işlemesi gerekir. Örneğin tevazu, ağır başlılık, sadakat ve dünyevi isteklerin azalması gerekmektedir. Çünkü yazı yazan kişi Allah kelimesinin yanı sıra Kurandaki bazı ibareleri nakş ettiği için ahlakının düzgün olması gerekmektedir. Zaten bu yola giren kişinin ahlakı ne kadar bozuk olursa olsun hat sanatı nasıl namaz kişinin ahlakını düzeltiyorsa hatta o şekilde etki yapmaktadır. Bununla ilgili bir anımı sizlerle paylaşmak isterim; Bir gün hocamla bir yere derse gitmiştik. Orda benim gibi birkaç öğrencinin yanı sıra birkaç ta hattat vardı. Neyse derse başladık herkes kendi meşki ile ilgilenirken içeri bir bayan geldi. Mini etek ve dekolte bir kıyafet giymişti. Yanımdaki masaya oturup yazı meşkine başladı ve sonra tutup bunu hocama gösterdi. Ben de meraklıyım ya kalktım yazıyı inceliyorum ve oldukça güzeldi. Ölçülerine falan dikkat ettim her şey yerli yerinde iken hocam olmamış dedi. Bense şaşırdım. Neden olmamış diye sorduğumda bana dönerek “Eyüp bak, bu yazı ahlaksızca yazılmış. Öncelikle hanım efendi bakınız burada bir sürü erkek var lütfen bacaklarınızı ve dekoltenizi kapatınız. Sonra her harfi yazarken Allah diyip yeniden yazınız” dedi. Kadına hırkamı verdim bacaklarını kapayıp tekrardan meşke başladı. Her harfte Allah-u Ekber dedi ve yazıyı tamamladı. Sonra hocamla gene başladık incelemeye .Hocam bu sefer oldu diyince ben öteki yazıyı da aldım ve inceledim. Arada bir iki harf nüans farkı dışında fark yoktu. Dönüp “hocam bu yazıyı kabul etinizde aynılar neden böyle davrandınız” diyince bana dönerek “ Bak eyüp harfleri dinle. Her harf Allah’ı nasıl zikrediyor görüyor musun. Birde buradakilere bak alelade birkaç simge. İşte bu yüzden “ demişti. Her harfte bir kere Allah-u Ekber demek bile yazıyı değiştirirken kişinin ahlakı nasıl değiştirir siz düşünün.

Hat sanatında her yazı aslında bir kural bir ölçüye uygun yazılır. Ölçü burada çok önemlidir. Yazıyı ahlak nasıl biçimlendiriyorsa ölçü de aynı etkiyi yapmaktadır. Ölçüye uymayan yazıları genellikle eksik veya hatalı kabul ederiz ve o yazının değeri yoktur. Bir ölçü de kullanılan bambunun veya kamışın kalınlığı ile ifade edilir.

Hatta nefes alıp vermekte önemlidir. Genellikle her bir harfin nüansı meşk edilirken nefes tutularak idrak edilir. Bunun sebebi ise nefes alıp vermemizi sağlayan Allaha şükrün yanı sıra harfin kaidesinin tam olarak yerine ve düzenli olarak oturmasıdır.

Anlayacağınız Hüsnü hat başlı başına bir erdem bir sabır ve bir gönül işidir.

Eyüp YAYLACI